Dijital Son Dua

Entelektüel-aydın kesim samimi mi? Yoksa gizliden gizliye Platon’un Atina vatandaşları için talep ettiği şeyi mi arzuluyor?

Entelektül-aydın kesim gerçekte ne istiyor? Görünürde istenen modernitenin Avrupa’ya getirdiği sivil yaşam koşulları: Herkese eşitlik, özgürlük, demokrasi. Kimse kimseyi ötekileştirmesin, herkes toleranslı olsun.

Tüm bunlar sağlansaydı entelektüel-aydın kesimin konumu, yaşam modeli, toplum ile ilişkisi nasıl olurdu? Bu bilinmiyor çünkü hiç yaşanmadı. Entelektüel-aydın kesim buna en yakın tecrübeyi başka ülkelere gittiklerinde yaşıyor olabilir. Kimsenin kendilerini tanımadığı, yabancısı oldukları için üstünlük taslayamayamadıkları ortamlarda anonim dolaşırken. Kendi ülkelerinde toplu taşıma aracına binmeyi küçük görürken gittikleri ülkelerde “Oh rahatça metroya binebiliyorsun, kimse seni rahatsız etmiyor” derken!

Doğrudur entelektüel-aydın olmak bir coğrafya içinde geçerli, onun dışında geçerliliği yitiren kimlik gibi değil. Ancak o sıfatın gereklerini göstermeden içinde bulunulan toplum tarafından entelektüel-aydın olarak nitelendirilmek de mümkün değil.

Paranı göster zengin diyeyim, bilgini göster entelektüel diyeyim. Parayı kullanarak toplumda yer edinmek kolay. İş bilgiyi göstermeye geldiğinde ideoloji, o toplumun kültürel mirası vb. devreye girecektir. Eğer söylenmekte olan şarkıya uyum sağlayamazsan seni içlerine almazlar. İster onlardan daha güzel söylüyor ol, ister senin şarkın daha güzel olsun. Sen dışarıdan geldin.

İlk soruya geri dönersek. Entelektüel-aydın kesim belki tam da on yıllardır yaşanmakta olan şeyi istiyor. Eğitim almış, bilgi biriktirmiş, az çok onunla bir şeyler üretmiş ancak bunun karşılığını bulamamış kesim olarak faturayı sıradan insanlara kessinler. Görünürde “Eğitim şart” desinler, içlerinden “İyi ki hepsi de okuyamamış” ! Eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, adaleti vb aslında sadece kendi yaşam süreçlerine dokunan alanlarda istesinler de görünürde herkes için istiyor olsunlar. Platon da sonuçta demokrasiyi Atina’nın özgür vatandaşları için istememiş miydi? Şehirdeki köleleri dışarıda tutarak…

Tüm dünyada eğitimli olmanın, entelektüel-aydın olmanın prim yapamamasının temel nedeni bu olmasın? Eğitimli olmak, o trene atlayamayanların sırtından geçinmeyi sağlayan bir imkan haline dönüşmüş. Tolstoy’un son yıllarına bakın. Samimi bir entelektüel-aydın olarak bu kısır döngüden kendini dışarı atmak istesen de seni kolay kolay bırakmıyor, gelip ölüm döşeğinde kapandığın evin dibinde düzene geri dönmeni bekliyorlar.

Bilgi ağları dünyanın dört bir yanını kaplarken sadece üstünde hiç güneş doğmamış yeni yeni diyarlar ortaya çıkmadı. O diyarların ahalisi güneşin ışıttığı başka diyarları da izler, oralar hakkında doğru-yanlış, ileri-geri hüküm verir hale geldi. Artık toplum içinde belli bir özellikten dolayı işgal edilen mevki bazı nahoş şeyleri yapmayı meşrulaştırmıyor. On yıllardır bu formül hep kamu yöneticilerinin kendi ceplerini düşünmesi dar alanıyla sınırlandı. Benzer bir durum entelektüel-aydın kesimde gerçekleştiğinde ise üstü örtbas edilmeye çalışıldı.

Dünya bugün örtbas edilen bu manevi yolsuzlukların faturasını tahsil ediyor veya ödüyor. Hangi açıdan bakıyorsanız! O halde geriye Hallac-ı Mansur’a sığınmak kalıyor. Gözü dönmüş “cahil tayfa” onu öldürmekle meşgulken, o Allah’a onları affetmesi için dua ediyordu: “Bağışla onları! Sana olan sevgilerinden böyle yapıyorlar”.

Facebook’un “Buraya bir şeyler yaz” satırına yazılacak bundan samimi son dua olabilir mi?

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s