“Bir Ayrılık…”

Nesnelere anlam yüklemek bir değer yaratıyor. Ama herhangi bir nesnenin sonsuzluk karşısında hiçbir değerinin olmadığını anımsayınca o anlamlar ve değerler de havada asılı kalıyor.

Temizlik yapmam gerekiyordu. Eski dolaplar, raflar, çekmeceler. Kararlı ve acımasız bir çalışma yapma niyetim yoktu; ama öyle sonuçlandı. Ben de şaşırdım. Neredeyse elime geçen her şeyi attım. Uzun yıllardır dinlemediğim eski müzik kasetlerimi bile. Ki hepsi de son 25-30 sene içindeki dört ev değiştirme sürecinden başarı ile sağ çıkmış gazilerdi!…

Kasetleri 1980li yılların başından itibaren biriktirmeye, oluşturmaya başlamıştım. Müzik zevkimin gelişmesinde iki üstatın asgari eforla (bir kaç kaset, bir kaç isim) göstermiş oldukları yol göstericilik yeterli olmuştu (ama bu ayrı bir öyküdür; başka zaman anlatılmalı).

Şu an karşımda duran düzinelerce kaset içinde ta o ilk devirden kalma doldurma kasetler bile vardı. Mesela Pink Floyd – Wish You Were Here / King Krimson – Red. Doldurma kaset iki türlü olur; ya sen orijinal plaktan kasede kayıt yaparsın ya da (o zamanlar) bu hizmeti veren müzik dükkanlarına para karşılığı yaptırırsın.

Murat üstadın doldurduğu bu kasetlerin yanısıra üç grup kaset daha vardı. Yurt dışı seyahatlerimde edinmiş olduğum orijinal kasetler ile benim hazırlamış olduğum “karışık” kasetler (bugünün dijital kültüründe bunlara “playlist” deniyor). Bir kaç tane de yerli basım kasetler.

Bazı karışık kaset içerikleri (kasetlerin isimleri bana ait) :

“Restless Pain” (Temuuz 1990)

Pachelbel – Canon in D

If I Could Save Time (Jim Croce)

Remember a Day (Pink Floyd)

All in Green Went My Love Riding (Joan Baez)

Today (Jefferson Airplane)

The Company (Fish)

Easter (Marillion)

White Rabbitt (Jefferson Airplane)

Embryonic Journey (Jefferson Airplane)

A Gentelman’s Excuse Me (Fish)

Queens of Heart (Joan Baez)

?

Vigil (Fish)

A Way Out (Peter Hammill)

Where The Streets Have No Name (U2)

“Genesis – Unauthorised Biography” (Kasım 1991)

The Silent Sun

Looking for Someone

Can-Utility & The Coastliners

The Musical Box

More Fool Me

Your Own Special Way

Mad Man Moon

Duke’s End

In Hiding

Horizons

Seven Stones

For Absent Friends

Guide Vocal

Scenes From a Nightdream

Timetable

Lilywhite Lilith

Anyway

Turn it on Again

Me & Sarah Jane

Wot Gorilla

It’s Gonna Get Better

“Non-Creative Dreams & Thoughts” (Kasım 1991)

Feel So Different (Sinead O’Conner)

Total Eclipse of the Heart (Bonnie Tyler)

Nothing Compares to You (Sinead O’Connor)

Just Good Friends (Peter Hammill)

Where do You go to My Lovely (Peter Sarstedt)

Emperor’s New Cloths (Sinead O’Connor)

My Favourite (Peter Hammill)

Be (Neil Diamond)

Ophelia (Peter Hammill)

Break on Through (Doors)

House of the Rising Sun (Doors)

Dark Globe (Syd Barrett)

Skin (Peter Hammill)

Afraid of Love (Toto)

This Book (Peter Hammill)

Nebraska (Bruce Springsteen)

Octopus (Syd Barrett)

One of Us Can’t be Wrong (Leonard Cohen)

Three Babies (Sinead O’Connor)

Cicada (Deuter)

“Windy Sun” (Temmuz 1989)

Horizons (Genesis)

I will Find My Way Home (Jon & Vangelis)

You Have Your Own Special Way (Genesis)

Take a Look at me Now (Phil Collins)

Been Alone So Long (Peter Hammill)

Shingle Song (Peter Hammill)

Lady Nina (Marillion)

Bridge Over Troubled Water (Simon & Garfunkel)

The Silent Sun (Genesis)

Knight Moves (Suzanne Vega)

Russian Winter (Omega)

Take This Waltz (Leonard Cohen)

Solisbury Hill (Peter Gabriel)

I Don’t Like Mondays (Boomtown Rats)

Bazı kasetleri özel olarak ayırdım ve fotoğraflarını çektim. Sanırım ancak bu sayede onları çöpe atabilecektim. Öyküsü olan şeylerle vedalaşmak kolay değil. Mesela Fish’in ilk solo albümü olan Vigil in a Wilderness of Mirrors!

Kasetler1

Kasedi sanırım Bağdat Caddesi’ndeki Nezih Kitabevi’nden almıştım. Çevire çevire dinlediğim kasetlerden. O yaz farklı gruplar halinde Marmaris tarafına giden bir grup arkadaş belli bir gün ve saatte belli bir yerde buluşmaya karar vermiştik. Oraya gittim ve uzun bir süre arkadaşları bekledim. Gelen olmadı. Birkaç gün sonra buluşabildik ancak. Öğrendim ki sonradan buluşma yeri değişmiş ama bende eski mekan bilgisi kalmış – farklı mekanlarda birbirimizi beklemişiz! Orada beklerken bu kasedi dinlediğimi anımsıyorum.

O kasedin solunda duran kaset belli ki ev mamülü. O resmi anımsıyorum; bir dergiden kesip kaset kabı yapmıştım. Baştaki Iron Maiden kasedi aslında benim müzik zevkimle doğrudan uyuşmayan bir kaset. Üniversitedeyken (88 veya 89 yılı olmalı) bir arkadaşımla ladese girmiştik; kaybeden kazanana istediği bir kaset alacaktı. Kazadım ve bu kasedi istedim. Kaset en az 27 yaşındaydı demek ki.

1987’de Londra’ya gittiğimde edindiğim ilk Peter Hammill kasetleri. Tesadüfen aynı kareye girmişler (galiba bir tane daha vardı). Oradaki Genesis kasedini Karaköy’de yeraltı geçidinden almıştık İlhan Üstat ile. Aslında bir süredir o kasedi vitrinlerde görüyordum ama nedense Genesis’in eski bir albümü olarak kafama kazıdığım için itibar etmemiştim. Son albümleri olduğunu nasıl öğrendim anımsamıyorum ama büyük bir olasılıkla büyükçe bir kulaklıkla birlikte almıştık. O kulaklığı bir iki yıl kullandım yurtta yaşarken. Communards da Iron Maiden gibi deneysel çalışmalar kapsamında edinilmiş kasetlerden.

Kasetler2

Şimdi ikinci gruba bakıyorum. Radio Kaos yine 1987 Londra ganimeti. Bir gün Hyde Park’ta oturup kasedi baştan sonra dinlerken parçaların çağrıştırdığı şeyleri baz alan bir yazı (öykü mü demeli) kaleme aldığımı anımsıyorum. İşin zor kısmı tek bir dinleme süresi içinde (koştura koştura) yazılmasıydı. Çevire çevire defalarca dinlerken değil. Bir tür sürreal deneyim. Ya da yarım yamalak !

Erkin Koray’ın İlla Ki kasedi en eskilerden. Çünkü lise sonda almıştım bu kasedi. O zaman yeni çıkmıştı. “İlla ki muhabettimiz karpuzlu olsun”. Bu kaset Erkin Koray ile resmi tanışmamızdır.

Peter Gabriel – So ! ODTÜ’deki ikinci yılım olsa gerek. Bir gün kız arkadaşım ile sanırım Kızılay’da geziyorduk. Pasajın içindeki bir kasetçide gördüm Gabriel’in yeni albümünün çıkmış olduğunu. Şımarıklık yapıp kendime hediye olarak aldırmıştım bu kasedi.

Üniversitedeyken bir arkadaşım bir gün TRT 3’deki bir müzik programında adı Peter Hamond ya da Hamil olan birisinin “Too Many of” bilmemne diye bir şarkısını dinlediğini ve benim çok sevebileceğimi söyledi. Peter Hammill ile böyle tanıştım. Ancak arkadaşımın bahsettiği o albümü bulmak yıllar sürdü. Sağ alt köşedeki işte bu albüm: And Close As This. O şarkının adı da : Too Many of My Yesterdays. Kırık bir aşk hikayesi.

Yıllar sonra sırf O’nu dinlemek için araba ile Selanik’e gittim ve küçük bir gece kulübünde onu canlı izleme, hatta onunla fotoğraf çektirme imkanı buldum. İçine kapanık birisi gibi geldi bana. Ben de uzun uzun onunla olan müzikal ilişkimi anlat(a)madım.

Bir yaz Kaş tarafına tatile gitmiştim kendi başıma. Patara sahilini boydan boya katettiğimi ve çevire çevire bu kasedi dinlediğimi anımsıyorum. Daha sonra Patara’ya hiç gittim mi anımsamıyorum.

Roger Waters’ın When The Wind Blows isimli film müzikleri albümü. 1989’da Ankara’daki son günlerimden birisinde bir arkadaşın evinde bu kasedi dinlerken teyp kasedi sarmış ve kaset kopmuştu. Bu resimde belli olmuyor olabilir ama kaset hala o şekilde kopuk olarak 27 sene geçirdi (ve bugün öldü).

Kasetler3

Şimdi üçüncü gruba bakıyorum. Üniversitedeyken iki yaz (85 ve 86) yurttaki aynı arkadaşımla iki kafadar batı ve güney sahillerini dolaşmıştık. Otostop ile. Edremit’ten Alanya’ya. Oralara ilk gidişimdi. Vangelis’in Soil Festivities kasedini o seyahatlerin birinde Bodrum’dan aldık. Aslında bu kasedi arkadaşım aldı ben de daha pop bir kaset aldım (sanırım Wham’in bir kasediydi). Sonra, daha oradayken, kasetleri değiş tokuş yaptık. 30 yaşında bir kaset.

Sağ alt köşedeki RAKS kasedi Mike Oldfield’in Çin Konseri olması lazım. Yurttaki yan odada kalan Hasan Hüseyin’in en sevdiği kasetti bu. Ders çalışırken bunu benden ödünç alır saatlerce hatta günlerce dinlerdi (çok mütevazı birisiydi; kimya mühendisliğini birincilikle bitirdiğini ancak mezuniyet günü öğrendik). Onun hemen altındaki kaset bir tuvalet kağıdı parçasının otuz sene hayatta kalabileceğinin ispatıdır. Mavi.

Geçen Cuma benim için kötü bir gündü. Soğuktan donanı buzla ovarlar hesabı iki gün sonra Pazar günü işte hayatımda bu denli önemli yeri olan düzinelerce kasedi çöpe attım. Atabildim. Hiçbir anlamı ve doğrudan ilişkisi yok biliyorum. Ama bir tür kaybet-kaybet oyunu. Kazananı olmayan. Bir tür denge sadece.

Nesnelere anlam yüklemek bir değer yaratıyor. Ama herhangi bir nesnenin sonsuzluk karşısında hiçbir değerinin olmadığını anımsayınca o anlamlar ve değerler de havada asılı kalıyor.

Bu kasetler üniversite hayatımın ve akabindeki iş yaşamımın ilk yıllarının müzikal bir özeti gibi. Ve o özet bugün beklenmedik bir şekilde sona erdi. Belki de çoktan olması gerektiği gibi. Az dinlediğim Fransız bir şarkıcı olan Mama Bea’nın bir şarkısındaydı sanırım : “Öleceğiz! Öleceğiz!”

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s